Ceza Hukuku
Ceza Hukukunda Nedensellik Bağı

Ceza hukukunda bir suçun oluşabilmesi için failin hareketi ile kanuni tanımda yer alan netice arasında kesintisiz bir nedensellik bağı (illiyet bağı) bulunması zorunludur. Hareket olmasaydı netice gerçekleşmeyecekti – uygun nedensellik teorisi; bu bağın hukuken anlamlı olup olmadığını sorgulamaktadır. Modern objektif yüklenebilirlik teorisi ise nedensellik bağı saptandıktan sonra neticenin faile yüklenip yüklenemeyeceğini ayrıca değerlendirmektedir. Bu bağın üçüncü kişi müdahalesi, mağdurun kusuru veya mücbir sebeple kesilmesi; failin sorumluluğunu doğrudan etkileyebilir.

TCK m. 23 – Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suç

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Madde 23 – Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suç
TCK m. 23 – Nedensellik Bağı ve Taksir Zorunluluğu“Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi hâlinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir.”

TCK m. 22/1 – Taksir“Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır.”

Netice Nedir? – Türleri ve Suçun Maddi Unsurundaki Yeri

Suç genel teorisi içinde suçun maddi unsuru; hareket, netice ve bu ikisi arasındaki nedensellik bağından oluşmaktadır. Netice; failin gerçekleştirdiği hareket sonucunda dış dünyada ortaya çıkan ve kanun tarafından suçun tamamlanması için aranan değişikliktir.

Netice Türleri

Netice Türü Tanım Örnek
Maddi (Zararlı) Netice Dış dünyada somut bir değişiklik – ölüm, yaralanma, mülkiyet zararı Kasten öldürme (TCK m. 81), kasten yaralama (TCK m. 86)
Tehlike Neticesi Korunan hukuki değer için somut bir tehlikenin doğması Trafik tehlikesi yaratma (TCK m. 179)
Kanuna Göre Netice Aranmayan Suçlar Sırf hareket suçları – hareket tamamlandığında suç da tamamlanır Tehdit (TCK m. 106), hakaret (TCK m. 125)
Bileşik Netice Kastedilen neticenin yanında ağırlaştırıcı ek netice TCK m. 87 – Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

Neticenin suç için aranan bir unsur olduğu durumlarda; failin hareketi ile bu netice arasında nedensellik bağı (illiyet bağı) bulunması zorunludur. Nedensellik bağı yoksa netice faile yüklenemez ve suç tamamlanmış sayılmaz.

Ceza Hukukunda Nedensellik Bağı (İlliyet Bağı) Nedir?

Ceza hukukunda nedensellik bağı illiyet bağı; failin hareketi ile neticesi arasındaki neden-sonuç ilişkisidir. Bu ilişki; iki aşamalı bir değerlendirmeyi gerektirmektedir:

  • Olgusal nedensellik: Failin hareketi, neticenin oluşması için zorunlu bir koşul muydu? (Conditio sine qua non)
  • Hukuki nedensellik: Bu olgusal nedensellik ilişkisi hukuken anlamlı ve yeterli midir? (Uygun nedensellik / Objektif yüklenebilirlik)

TCK; nedensellik bağını açıkça tanımlamamıştır. Ancak m. 23’te yer alan “sebebiyet vermesi” ifadesi ve m. 22’deki öngörülebilirlik ölçütü; kanun koyucunun uygun nedensellik teorisine yakın bir anlayışı benimsediğini ortaya koymaktadır.

Nedensellik Teorileri - Karşılaştırmalı Analiz

Nedensellik Teorileri – Karşılaştırmalı Analiz

Nedensellik Teorileri – Karşılaştırmalı Analiz

Teori Ana Ölçüt Avantajı Dezavantajı Yargıtay
Şartların Eşitliği Hareket olmasaydı netice gerçekleşir miydi? Basit, nesnel Çok geniş – silahı icat edeni dahi sorumlu kılar Olgusal temel olarak kullanılır
Uygun Nedensellik Bu hareket türü bu neticeyi doğurmaya genel olarak elverişli midir? Aşırı genişlemeyi önler Öngörülebilirlik ile taksiri karıştırma riski Baskın teori
Etkin Sebep Neticeyi meydana getiren en etkin kuvvet hangisidir? Doğal sezgiye uygun Vesile-sebep ayrımının belirsizliği Bazı kararlarda başvurulur
Objektif Yüklenebilirlik Fail izin verilmeyen bir risk mi yarattı, netice bu riskin gerçekleşmesi mi? En adil sonuçlar Teorik karmaşıklık Zımni benimseme – giderek artan

Şartların Eşitliği Teorisi (Conditio Sine Qua Non)

Temel Ölçüt

Failin hareketi, neticenin oluşması için zorunlu bir koşul (şart) ise; hareket ile netice arasında nedensellik bağı vardır.

“Hareket olmasaydı netice gerçekleşmeyecekti” – Bu yanıt EVET ise nedensellik bağı VAR.

Bu teori; “zihinsel eliminasyon yöntemi” olarak da adlandırılmaktadır. Hareket zihnen ortadan kaldırıldığında netice de ortadan kalkıyorsa; hareket neticenin zorunlu koşuludur ve nedensellik bağı kurulmuştur.

Eleştirisi

Şartların eşitliği teorisi; sorumluluk alanını tehlikeli biçimde genişletmektedir. Bu teoriye göre; ateşli silahı icat eden kişinin her adam öldürme olayından, silah ruhsatı veren makamın her cinayetten sorumlu tutulması gerekebilecektir. Zincirleme mantığın duracağı sınır bilinemez. Bu sakınca; teorinin yalnızca olgusal nedensellik saptaması için kullanılmasını ve sonrasında mutlaka uygun nedensellik ya da objektif yüklenebilirlik süzgecinden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Uygun Nedensellik Teorisi ve Yargıtay Uygulaması

Temel Ölçüt

Bir hareket; belirli türdeki neticeyi doğurmaya genel ve nesnel olarak elverişli ise uygun nedendir. Olağanüstü (atipik) ve öngörülmez neticeler nedensellik kapsamına alınmaz.

“Bu tür hareket, bu tür neticeyi doğurabilir mi?” – Hayır ise nedensellik bağı YOK.

Uygun nedensellik teorisi ve şartların eşitliği; birlikte uygulandığında dengeli bir sonuç vermektedir. Yargıtay kararlarında açıkça “uygun nedensellik bağı” ifadesi kullanılmakta ve bu teorinin baskın konumda olduğu görülmektedir.

Uygun Nedensellik Teorisine Göre Kesilen Bağ Örnekleri

  • Hafif yaralanması nedeniyle hastaneye kaldırılan kişinin, hastanenin yangınında ölmesi – yangın olağanüstü ve atipik bir olaydır; yaralayan kişi ölümden sorumlu tutulmaz
  • Kazara hafif iten kişinin; mağdurun dengesini kaybederek yere çakılı bir taşa isabet etmesiyle yaralanması – Yargıtay CGK bu örnekte uygun nedensellik bağının olmadığını hükme bağlamıştır

Etkin Sebep Teorisi

Etkin sebep teorisi; birden fazla hareketin neticeye katkıda bulunduğu durumlarda en etkin ve belirleyici olanı sebep, diğerlerini vesile olarak nitelendirmektedir. Bu teorinin Türk hukukundaki önemi; özellikle taksirli suçlarda ve birlikte işlenen suçlarda kendini göstermektedir.

Yargıtay kararlarında etkin sebep teorisi; özellikle uyuşturucu satışlarından kaynaklanan ölüm davalarında uygulanmıştır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi; uyuşturucuyu hazırlayıp direkt enjekte eden ya da tek kullanımlık doz olarak satan kişinin hareketi ile ölüm arasında “uygun, yakın, doğrudan ve etkin nedensellik bağı” bulunduğunu; buna karşın toptan satan satıcı ile ölüm arasında bu nitelikte bir bağın kurulamayacağını belirlemiştir.

Objektif Yüklenebilirlik Teorisi ve Yargıtay

Objektif yüklenebilirlik (isnat edilebilirlik) teorisi; ceza hukukunda nedenselliği iki aşamada değerlendirmektedir:

  • 1. Aşama – Olgusal nedensellik: Failin hareketi ile netice arasında nedensel bir bağ var mı? (Conditio sine qua non)
  • 2. Aşama – Hukuki yüklenebilirlik: Netice; failin hareketinden kaynaklanan bir riskin gerçekleşmesi midir?

Bu teoriye göre fail; yalnızca aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesi halinde netice sebebiyle sorumlu tutulabilir:

  1. Failin davranışı hukuken izin verilmeyen bir risk yarattı ya da mevcut riski artırdı
  2. Bu risk; koruma normu tarafından önlenmeye çalışılan risk türüyle örtüşüyor
  3. Netice; bu riskin gerçekleşmesiyle ortaya çıktı (riskin gerçekleşmesi)

Yargıtay’ın Konumu: Yargıtay; objektif yüklenebilirlik teorisini doğrudan adlandırmamakla birlikte son kararlarında bu yaklaşımı zımni olarak benimsemektedir. Taksirli suçlarda “koruma normunun amacı”, “özen yükümlülüğünün kapsamı” ve “riskin gerçekleşmesi” gibi ölçütleri değerlendiren Yargıtay; özellikle tıbbi malpraktis, iş kazası ve trafik suçlarında bu teorinin işlevsel unsurlarını uygulamaktadır.

Nedensellik Bağının Kesilmesi – Üç Temel Hal

Nedensellik bağı; hareket ile netice arasına giren yeni ve bağımsız bir nedenin, önceki hareketin etkisini sona erdirmesi ya da ondan bağımsız biçimde neticeyi doğurması halinde kesilmektedir. Üç temel kesinti hali şöyle sıralanabilir:

Kesinti Hali Koşullar Yargıtay Tutumu
Üçüncü kişi müdahalesi Sonraki müdahale öngörülemez, bağımsız ve ağırlıklı nedendir Tıbbi hata genellikle kesmez; kasıtlı öldürme keser
Mağdurun kendi kusuru Tedaviyi reddetme, kendi dikkatsizliği Genellikle kesmez; atipik olgularda tartışmalı
Mücbir sebep Öngörülemez, karşı konulamaz harici etken (deprem, doğal afet) Keser – failin kontrolü dışındadır

Üçüncü Kişinin ve Tıbbi Hatanın Nedenselliğe Etkisi

Üçüncü kişinin veya mağdurun kusurunun nedenselliğe etkisi; özellikle yaralama eyleminin ardından tıbbi hata nedeniyle ölümün gerçekleştiği davalarda kritik önem taşımaktadır.

Tıbbi Hata ve Nedensellik Bağı – İki Senaryo

1. Senaryo: Tıbbi Hata Sıradan/Öngörülebilir Türdeyse

Yargıtay’ın baskın görüşü şöyledir: Yaralama eylemi olmasaydı kişi hastaneye gitmeyecek, dolayısıyla tıbbi hataya maruz kalmayacaktı. Dolayısıyla yaralama; ölümün zorunlu koşuludur ve uygun nedensellik teorisi çerçevesinde tıbbi hatanın müdahalesi nedensellik bağını kesmez. Fail; ölüm neticesiyle sorumlu tutulabilir.

2. Senaryo: Tıbbi Hata Olağanüstü ve Ağır Türdeyse

Tıbbi müdahalenin asıl yaralanmadan tamamen bağımsız ve öngörülmez bir ölüm nedeni oluşturduğu istisnai hallerde; başka bir deyişle yaralanmanın iyileşebileceği ancak tıbbi müdahalenin ek ve bağımsız bir ölüm nedenine dönüştüğü hallerde Yargıtay; nedensellik bağının kesilebileceğini kabul etmektedir.

Yargıtay’ın Genel Tutumu: Tıbbi hata ile ölüm arasındaki ilişkide Yargıtay; “failin hareketi olmasaydı mağdur bu duruma düşmeyecekti” mantığından hareketle nedensellik bağını genellikle kesmemektedir. Ancak tıbbi hatanın müstakil ölüm nedeni oluşturduğunun somut ve bilimsel olarak kanıtlandığı istisnai davalarda farklı sonuçlara hükmedilmektedir.

Mağdurun Kusurunun Nedenselliğe Etkisi – Tedaviyi Reddetme

Mağdurun kendi kusurunun veya bilinçli kararının nedensellik zinciri üzerindeki etkisi; Türk ceza hukukunun tartışmalı meselelerinden biridir.

Tedaviyi Reddetme

Yaralanan kişinin dini inançları veya kişisel tercihleri nedeniyle hayat kurtarıcı tedaviyi reddetmesi ve ölmesi halinde nedensellik bağı kesilir mi? Yargıtay’ın tutumu şu yönde gelişmiştir:

  • Mağdurun tedaviyi reddetmesi; aynı zamanda failin hareketi olmadan söz konusu olmayacağından nedensellik zinciri bütünüyle kesmez
  • Bununla birlikte; tedaviyi reddetmenin ölüm için müstakil ve belirleyici neden olduğu durumlarda cezanın belirlenmesinde bu husus dikkate alınabilmektedir
  • Akademik öğretide; mağdurun iradi ve bilinçli kararının failin hareketinden bağımsız bir nedensellik silsilesi başlatacağı ve bağı kesmesi gerektiği görüşü savunulmaktadır

Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlarda Nedensellik (TCK m. 23)

Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlarda nedensellik; TCK m. 23 kapsamında özel bir değerlendirmeyi gerektirmektedir. Bu madde; failin kastının ötesinde gerçekleşen ağır netice bakımından sorumlu tutulabilmesi için en azından taksirin varlığını aramaktadır.

Örnek: TCK m. 87 – Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama

Fail; mağduru kasten yaralar. Ancak yaralama sonucunda mağdur; failin öngörmediği ölüm gibi ağır bir neticenin mağduru olur. TCK m. 23 ve m. 87 çerçevesinde değerlendirme şöyle yapılmaktadır:

  1. Yaralama ile ağır netice (ölüm) arasında nedensellik bağı var mı?
  2. Fail; bu ağır netice bakımından en azından taksirle mi hareket etti? (Öngörülebilir miydi?)

Her iki sorunun yanıtı evet ise; failin öldürme kastı olmasa da ağırlaştırılmış yaralama hükümleri çerçevesinde daha ağır ceza verilir. Bu; saf nedenselliği değil, nedensellik bağının taksirli kulpuyla birleşimi olarak değerlendirilen hibrit bir sorumluluk modeli oluşturmaktadır.

Kasten yaralama, malpraktis veya iş kazası davalarında nedensellik bağı sorunu mu yaşıyorsunuz? İstanbul ceza avukatı ekibimizle değerlendirin.

Hukuki Danışmanlık Al

Taksirli Suçlarda Nedensellik Bağı ve Kusur İlişkisi

Taksirli suçlarda nedensellik bağı ve kusur; birbirine karıştırılma riski taşıyan iki ayrı değerlendirme alanıdır. Yargıtay CGK; bu iki unsurun birbirinden ayrı tutulmasını emredici biçimde hükme bağlamıştır.

Taksirli Suçlarda Nedensellik Bağı İçin İki Koşul

  1. Olgusal nedensellik: Özen yükümlülüğüne uygun davransaydı netice gerçekleşmeyecekti
  2. Uygun nedensellik: Bu tür ihmal, bu tür neticeyi doğurmaya genel olarak elverişlidir

Taksir ile Nedensellik Arasındaki İnce Sınır

Yargıtay kararlarında vurgulanan kritik nokta şudur: Özen yükümlülüğünün ihlal edilmesi; tek başına nedensellik bağını kurmaz. Buna ek olarak; bu ihlalin doğrudan ve olağan sonucu olarak neticenin gerçekleşmesi aranmaktadır. Aksi halde kusur var ama nedensellik bağı yok sonucuna ulaşılabilmektedir.

Disiplinler Arası Ekip Çalışması – Güven İlkesi

Ameliyat ekibi, inşaat şantiyesi veya hava araçları gibi çok aktörlü taksir davalarında Yargıtay; “güven ilkesi”ni nedensellik bağı ve kusur değerlendirmesinde belirleyici ölçüt olarak benimsemiştir. Her aktör; yalnızca kendi uzmanlık alanındaki özen yükümlülüğüyle bağlıdır ve diğerlerinin doğru davranacağına güvenmek hakkına sahiptir.

Tıp Hukukunda Malpraktis ve Nedensellik Bağı

Tıp hukukunda malpraktis nedensellik bağı; ceza hukuku içindeki en teknik ve uzman görüşüne en bağımlı meselelerden biridir. Doktorun hatası ile hastanın zarar görmesi ya da ölmesi arasındaki nedensellik bağı; yalnızca tıp biliminin verileriyle saptanabilmektedir.

Nedensellik Bağının İspatı – ATK Raporu

Tıp hukukunda nedensellik bağı; Sağlık Bakanlığı Adli Tıp Kurumu raporu veya üniversite hastanelerinden alınan akademik bilirkişi raporu ile ispatlanmaktadır. Bu raporlarda şu sorulara yanıt aranmaktadır:

  • Doğru teşhis yapılsaydı/doğru tedavi uygulanmış olsaydı hasta kurtarılabilir miydi?
  • Hayatta kalma oranı ne oranda artacaktı?
  • Yapılan müdahale tıbbi standartlarla çelişiyor muydu?
  • Söz konusu hata ile zarar arasında tıbbi nedensellik kurulabilmekte midir?

Yargıtay’ın Nedensellik Yüzdesi Tutumu

Doğru tedavi yapılsaydı hastanın kurtulma ihtimalinin yüzde ellinin üzerinde olduğunu gösteren raporların varlığında Yargıtay; genellikle nedensellik bağının kurulduğunu kabul etmektedir. Yüzde ellinin altında kalan kurtulma olasılıklarında ise bağın varlığı daha tartışmalı hale gelmektedir.

İş Kazasında Nedensellik Bağı – İşçinin Kural İhlaline Etkisi

İş kazasında işverenin iş sağlığı ve güvenliği (İSG) önlemlerini almamış olması ile kazanın gerçekleşmesi arasındaki nedensellik bağı; Türk ceza uygulamasında sıkça gündeme gelen bir meseledir.

İşçinin Kural İhlaline Etkisi

İşçinin kendi kural ihlali (emniyet kemeri takmama, kask giymeme, yasak bölgeye girme gibi) nedensellik bağını bütünüyle kesiyor mu? Yargıtay’ın tutumu kesindir:

  • İşçinin kural ihlali; işveren ile kaza arasındaki nedensellik bağını bütünüyle kesmez
  • İşveren; İSG önlemlerini almamış olmak nedeniyle nedensellik bağı çerçevesinde sorumlu kalmaya devam eder
  • İşçinin kusuru; taksir derecesinin belirlenmesinde ve birlikte kusur değerlendirmesinde dikkate alınır
  • Birlikte taksir halinde her iki tarafın kusur oranı; bilirkişi tarafından belirlenerek ceza hesabında gözetilir

İSG Uygulamasının Önemi: İşveren; işçiye tüm İSG eğitimlerini verdiğini, gerekli kişisel koruyucu donanımları temin ettiğini ve denetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini kanıtlayabilirse; nedensellik bağının kırılması ya da en azından taksir derecesinin hafiflemesi bakımından önemli savunma argümanları oluşturabilir. Bu nedenle İSG belgelerinin eksiksiz tutulması; işverenin ceza sorumluluğu açısından kritik önem taşımaktadır.

Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararları

Yargıtay CGKE. 2000/1-104 – K. 2000/110
Taksirde Uygun Nedensellik – Özen Yükümlülüğünün İhlali Tek Başına Yetmez
Taksire dayalı ceza sorumluluğunda bir insan davranışının ortaya çıkan bir sonucun nedeni sayılabilmesi için bu davranışın o sonucun zorunlu şartı (conditio sine qua non) olması, yani bu davranış olmadan o sonucun gerçekleşmemesi gerekir. Ayrıca sonucun istisnai etkenlerden ileri gelmemiş olması, yani davranışın gerçekleştirildiği anda dönemin en ileri bilim ve tecrübesine göre o sonucun davranışın olağan sonucu olarak öngörülebilir olması aranır. Aksi takdirde failin tutumu ile sonuç arasında doğal, uygun ve insani nedensellik bağının bulunduğu söylenemez.
Sonuç: Taksirli suçlarda hem olgusal nedensellik hem uygun nedensellik (öngörülebilirlik) bir arada aranmalıdır; özen yükümlülüğünün tek başına ihlali nedensellik bağının varlığı için yeterli değildir.
Yargıtay CGKE. 1993/4-153 – K. 1993/215
Kaçarken Yere Düşerek Yaralanma – Uygun Nedensellik Bağı Kurulamamaz
İnceleme konusu olayda, sanığın yerden taş alarak mağdura doğru yönelmesinden korkarak kaçmaya başlayan mağdur, düşerek yerde çakılı taşa isabet etmek suretiyle yaralanmıştır. Sanığın hareketi yerden aldığı taşı mağdura doğru yöneltmekten ibarettir; mağdura taş fırlatmış değildir. Mağdurdaki yaralanma onun kaçarken takılıp düşmesiyle meydana gelmiştir. Bu itibarla sanığın eylemi ile mağdurdaki yaralanma sonucu arasında uygun nedensellik bağı bulunmamaktadır.
Sonuç: Uygun nedensellik teorisi uyarınca; atipik ve öngörülmez nitelikteki neticeler için nedensellik bağı kurulamaz. Failin tehdidinden korkarak kaçan mağdurun kendi düşmesiyle yaralanması; failin hareketinin uygun bir neticesi değildir.
Yargıtay 10. Ceza DairesiE. 1998/10133 – K. 1998/12221
Uyuşturucu Satışında Etkin ve Yakın Nedensellik Bağı Aranmalıdır
Failin hazırladığı uyuşturucu maddeyi kullanıcıya bizzat enjekte etmesi veya birer kullanımlık ölçekte satması ve bu kişinin sağlığının bozulması ya da ölmesi durumunda failin fiili ile ölüm arasında uygun, yakın, doğrudan ve etkin nedensellik bağı vardır. Buna karşılık 20 gram uyuşturucu satın alıp bunun 5 gramını veya iki dozu birlikte kullanan kişinin ölmesi durumunda satıcının fiili ile ölüm arasında bu nitelikte nedensellik bağı yoktur.
Sonuç: Uyuşturucu satışından kaynaklanan ölümlerde; failin nedensellik bağı kapsamında sorumlu tutulabilmesi için “uygun, yakın, doğrudan ve etkin” bir bağın varlığı zorunludur. Toptan satış; bu bağı genellikle karşılamaz.
Yargıtay 12. Ceza DairesiE. 2014/7847 – K. 2014/17892
Tıbbi Hata ve Yaralama Sonrası Ölüm – Nedensellik Bağı Genellikle Kesilmez
Sanığın mağduru yaraladığı, mağdurun hastanede tedavi gördüğü sırada yapılan tıbbi müdahalede hata yapılması sonucunda hayatını kaybettiği davada Yargıtay; yaralama eylemi olmasaydı mağdurun hastaneye gitmeyeceği ve tıbbi hataya maruz kalmayacağı gerekçesiyle ilk yaralama hareketi ile ölüm arasındaki nedensellik bağının kesilmediğini hükme bağlamıştır. Tıbbi hatanın sıradan nitelikte olduğu olağan davalarda bu tutum yerleşik içtihat haline gelmiştir.
Sonuç: Yaralama eyleminin ardından yapılan olağan tıbbi hatalar nedensellik bağını kesmez. Failin ilk hareketi; mağduru tıbbi hataya maruz kalacağı konuma taşıyan zorunlu koşul olarak varlığını sürdürmektedir.
Yargıtay 9. Ceza DairesiE. 2015/3289 – K. 2015/7412
İş Kazasında İşçinin Kural İhlali Nedensellik Bağını Bütünüyle Kesmez
İşçinin iş güvenliği önlemlerini kullanmaması (kask giymeme, emniyet kemeri takmama) ile iş kazasının gerçekleşmesi arasındaki nedensellik değerlendirmesinde Yargıtay; işçinin kendi kural ihlalinin işverenin gerekli İSG önlemlerini almaması ile oluşturduğu nedensellik bağını bütünüyle kesmediğine hükmetmiştir. Bu durum; birlikte taksir çerçevesinde her iki tarafın kusur oranının bilirkişice belirlenmesi ve cezanın buna göre takdir edilmesini gerektirmektedir.
Sonuç: İşçinin kural ihlali; işveren ile iş kazası arasındaki nedensellik bağını kesmez. Birlikte taksir değerlendirmesi yapılarak her iki tarafın oransal sorumluluğu belirlenir.
Yargıtay CGKE. 2016/12-955 – K. 2016/432
Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçta Taksir ve Nedensellik Bağı Birlikte Aranmalıdır
TCK m. 23 kapsamında netice sebebiyle ağırlaşmış suç değerlendirmesinde Yargıtay CGK; öngörülemeyen ve olağandışı neticelerin faile yüklenemeyeceğini belirlemiştir. Failin temel kastı dışında gerçekleşen ağır netice bakımından; hem nedensellik bağının varlığı hem de en azından taksirin bulunması zorunludur. Bu iki koşuldan birinin yokluğu halinde ağırlaşmış suç hükümleri uygulanamaz.
Sonuç: TCK m. 23 kapsamında ağırlaşmış suç için hem nedensellik bağı hem taksir bir arada bulunmalıdır; bu iki unsurdan birinin yokluğunda yalnızca temel suçun cezasına hükmedilir.

Özet Tablo

Konu Özet
Nedensellik bağı – temel soru Hareket olmasaydı netice gerçekleşir miydi? + Bu tür hareket bu tür neticeye yol açmaya elverişli midir?
Şartların eşitliği teorisi Olgusal nedenselliği saptar; tek başına yeterli değil – süzgeç gerektirir
Uygun nedensellik teorisi Yargıtay’ın baskın teorisi; atipik neticeler kapsamı dışında
Objektif yüklenebilirlik teorisi Modern teori; izin verilmeyen riskin gerçekleşmesi – Yargıtay zımni benimseme
Tıbbi hata ve nedensellik Genellikle kesmez; olağanüstü hatada tartışmalı
Tedaviyi reddetme Yargıtay’a göre kesmez; öğretide tartışmalı
İşçinin kural ihlali Kesmez; birlikte taksir değerlendirmesi yapılır
TCK m. 23 netice sebebiyle ağırlaşmış suç Hem nedensellik bağı hem taksir zorunlu
Taksirli suçlarda nedensellik Özen yükümlülüğü ihlali + neticenin olağan ve öngörülebilir sonuç olması
Yasal düzenleme TCK m. 23 – mevzuat.gov.tr

Sıkça Sorulan Sorular

1. Nedensellik bağı (illiyet bağı) ceza hukukunda ne anlama gelir?

Ceza hukukunda nedensellik bağı illiyet bağı; failin gerçekleştirdiği hareket ile suçun kanuni tanımında yer alan netice arasındaki neden-sonuç ilişkisini ifade eder. Bir suçun oluşabilmesi için yalnızca hareketin yapılması yetmez; bu hareket ile ortaya çıkan netice arasında kesintisiz ve uygun bir nedensellik bağının bulunması zorunludur. Nedensellik bağı yoksa fail; netice sebebiyle sorumlu tutulamaz. Türk ceza hukukunda Yargıtay; hem olgusal (şartların eşitliği) hem hukuki (uygun nedensellik) değerlendirmeyi birlikte uygulamaktadır.

2. Bıçakladığım kişi hastanede tıbbi hata sonucu ölürse ben cinayetten mi yargılanırım?

Bu; Türk ceza hukukunun en tartışmalı meselelerinden biridir. Yargıtay’ın baskın görüşüne göre; yaralama olmasaydı kişi hastaneye gitmeyecek, dolayısıyla tıbbi hataya maruz kalmayacaktı. Bu nedenle ilk yaralama hareketi ile ölüm neticesi arasındaki nedensellik bağı; olağan tıbbi hatalarda genellikle kesilmiş sayılmaz ve fail ağır sonuçtan sorumlu tutulabilmektedir. Ancak tıbbi hatanın olağanüstü nitelikte olduğu ve yaralanmadan tamamen bağımsız bir ölüm nedeni oluşturduğu istisnai hallerde farklı bir değerlendirme yapılabilmektedir. Bu sorunun yanıtı; somut dava koşullarına, ATK raporuna ve bilirkişi değerlendirmesine bağlıdır.

3. Yaraladığım kişi tedaviyi kabul etmeyip ölürse nedensellik bağı kesilir mi?

Yargıtay’ın baskın içtihadına göre bu durum nedensellik bağını kesmez. Mağdurun kendi kararıyla tedaviyi reddetmesi; failin hareketinin neticenin zorunlu koşulu olmaktan çıkmasına yol açmamaktadır. Hareket olmasaydı kişi tedaviyi reddedecek konuma dahi girmeyecekti. Bununla birlikte öğretide; mağdurun iradi ve bilinçli kararının failin hareketinden bağımsız bir nedensellik silsilesi başlattığı ve bağı kesmesi gerektiği görüşü de savunulmaktadır. Bu mesele; somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.

4. Taksirle yaralama veya öldürme suçlarında nedensellik bağı nasıl aranır?

Taksirli suçlarda nedensellik bağı ve kusur için iki ölçüt birlikte aranmaktadır: birincisi, failin özen yükümlülüğüne uygun davransaydı netice gerçekleşmeyecekti; ikincisi, bu netice failin davranışının olağan ve öngörülebilir sonucu olmalıdır. Yargıtay CGK kararlarında vurgulanan kritik nokta şudur: özen yükümlülüğünün ihlal edilmesi tek başına nedensellik bağını kurmaz; neticenin bu ihlalin doğal ve olağan sonucu olması da ayrıca aranmaktadır.

5. Doktorun yanlış teşhisi ile hastanın ölümü arasında nedensellik bağı nasıl kanıtlanır?

Tıp hukukunda malpraktis nedensellik bağı; Sağlık Bakanlığı Adli Tıp Kurumu raporu veya üniversite hastanelerinden alınan akademik bilirkişi raporu ile ispatlanmaktadır. Raporun; doğru teşhis veya tedavi yapılsaydı hastanın yaşama olasılığının ne kadar olacağını ortaya koyması kritik öneme sahiptir. Yargıtay; hayatta kalma ihtimalinin yüzde ellinin üzerinde olduğunu gösteren raporlarda nedensellik bağının varlığını genel olarak kabul etmektedir. Bu süreç; bilirkişi raporuna itiraz hakkı ve karşı uzman görüşü alınmasını da kapsamaktadır.

6. Objektif yüklenebilirlik teorisi nedir, Yargıtay bunu uyguluyor mu?

Objektif yüklenebilirlik (isnat edilebilirlik) teorisi; nedensellik bağının olgusal olarak saptanmasının ardından neticenin faile hukuken yüklenip yüklenemeyeceğini ayrıca inceleyen modern bir yaklaşımdır. Bu teoriye göre fail; yalnızca izin verilmeyen bir risk yaratmış veya mevcut riski artırmış ve netice bu riskin gerçekleşmesinden doğmuşsa sorumlu tutulabilir. Yargıtay; bu teoriye doğrudan atıfta bulunmamakla birlikte son kararlarında bu yaklaşımı kısmen benimsemiş; özellikle taksirli suçlarda ve iş kazalarında neticenin faile yüklenebilirliğini ayrıca sorgulamaya başlamıştır.

7. İş kazasında işçinin kendi kural ihlali işverenin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?

Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre; işçinin kendi kural ihlali (kask giymeme, emniyet kemeri takmama vb.) ile iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan işveren arasındaki nedensellik bağı bütünüyle kesilmemektedir. İşçinin kusuru; nedensellik bağını sona erdirmez; ancak taksir derecesinin belirlenmesinde ve cezanın takdirinde birlikte kusur çerçevesinde dikkate alınır. Her iki tarafın kusur oranı bilirkişi tarafından belirlenerek oransal sorumluluk saptanmaktadır.

Yazarlar Hakkında

Bu içerik, AEK Hukuk bünyesindeki avukatlar tarafından hazırlanmış ve mesleki uzmanlık çerçevesinde denetlenmiştir.

Av. Turgut Ekrem

Av. Turgut Ekrem

Kurucu Ortak – Ceza Hukuku

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu (2019). Marmara Üniversitesi Özel Hukuk Yüksek Lisans öğrencisi. Ceza Hukuku ve AYM/AİHM bireysel başvurularında uzman. AEK Hukuk kurucu ortağı.

Av. Mehmet Salih Ayyıldız

Av. Mehmet Salih Ayyıldız

Kurucu Ortak – Ticaret ve Vergi Hukuku

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu (2019). İstanbul Üniversitesi Özel Hukuk Yüksek Lisans öğrencisi. Ticaret Hukuku, Gayrimenkul Hukuku ve Vergi Hukuku uzmanı. AEK Hukuk kurucu ortağı.

Ceza Hukukunda Nedensellik Bağı Sorunlarında Yanınızdayız

Tıbbi hata, iş kazası, yaralama sonrası ölüm veya netice sebebiyle ağırlaşmış suç davalarında nedensellik bağı değerlendirmesi ve savunma stratejisi için deneyimli ekibimizle iletişime geçin.

İstanbul Ceza Avukatı – AEK Hukuk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ankara Avukat Ankara Çekişmeli Boşanma Avukatı Kült Avukatlık Sakarya Avukat Uzman Mütalaası İstanbul Avukat Ankara Boşanma Avukatı İzmir Ceza Avukatı Kripto Para Avukatı