Ceza Hukukunda Nedensellik Bağı – Teoriler ve Yargıtay 2026
Ceza hukukunda bir suçun oluşabilmesi için failin hareketi ile kanuni tanımda yer alan netice arasında kesintisiz bir nedensellik bağı (illiyet bağı) bulunması zorunludur. Hareket olmasaydı netice gerçekleşmeyecekti – uygun nedensellik teorisi; bu bağın hukuken anlamlı olup olmadığını sorgulamaktadır. Modern objektif yüklenebilirlik teorisi ise nedensellik bağı saptandıktan sonra neticenin faile yüklenip yüklenemeyeceğini ayrıca değerlendirmektedir. Bu bağın üçüncü kişi müdahalesi, mağdurun kusuru veya mücbir sebeple kesilmesi; failin sorumluluğunu doğrudan etkileyebilir.
- TCK m. 23 – Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suç
- Netice Nedir? – Türleri ve Suçun Maddi Unsurundaki Yeri
- Ceza Hukukunda Nedensellik Bağı (İlliyet Bağı) Nedir?
- Nedensellik Teorileri – Karşılaştırmalı Analiz
- Şartların Eşitliği Teorisi (Conditio Sine Qua Non)
- Uygun Nedensellik Teorisi ve Yargıtay Uygulaması
- Etkin Sebep Teorisi
- Objektif Yüklenebilirlik Teorisi ve Yargıtay
- Nedensellik Bağının Kesilmesi – Üç Temel Hal
- Üçüncü Kişinin ve Tıbbi Hatanın Nedenselliğe Etkisi
- Mağdurun Kusurunun Nedenselliğe Etkisi – Tedaviyi Reddetme
- Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlarda Nedensellik (TCK m. 23)
- Taksirli Suçlarda Nedensellik Bağı ve Kusur İlişkisi
- Tıp Hukukunda Malpraktis ve Nedensellik Bağı
- İş Kazasında Nedensellik Bağı – İşçinin Kural İhlaline Etkisi
- Yargıtay Kararları
- Özet Tablo
- Sıkça Sorulan Sorular
TCK m. 23 – Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suç
Netice Nedir? – Türleri ve Suçun Maddi Unsurundaki Yeri
Suç genel teorisi içinde suçun maddi unsuru; hareket, netice ve bu ikisi arasındaki nedensellik bağından oluşmaktadır. Netice; failin gerçekleştirdiği hareket sonucunda dış dünyada ortaya çıkan ve kanun tarafından suçun tamamlanması için aranan değişikliktir.
Netice Türleri
| Netice Türü | Tanım | Örnek |
|---|---|---|
| Maddi (Zararlı) Netice | Dış dünyada somut bir değişiklik – ölüm, yaralanma, mülkiyet zararı | Kasten öldürme (TCK m. 81), kasten yaralama (TCK m. 86) |
| Tehlike Neticesi | Korunan hukuki değer için somut bir tehlikenin doğması | Trafik tehlikesi yaratma (TCK m. 179) |
| Kanuna Göre Netice Aranmayan Suçlar | Sırf hareket suçları – hareket tamamlandığında suç da tamamlanır | Tehdit (TCK m. 106), hakaret (TCK m. 125) |
| Bileşik Netice | Kastedilen neticenin yanında ağırlaştırıcı ek netice | TCK m. 87 – Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama |
Neticenin suç için aranan bir unsur olduğu durumlarda; failin hareketi ile bu netice arasında nedensellik bağı (illiyet bağı) bulunması zorunludur. Nedensellik bağı yoksa netice faile yüklenemez ve suç tamamlanmış sayılmaz.
Ceza Hukukunda Nedensellik Bağı (İlliyet Bağı) Nedir?
Ceza hukukunda nedensellik bağı illiyet bağı; failin hareketi ile neticesi arasındaki neden-sonuç ilişkisidir. Bu ilişki; iki aşamalı bir değerlendirmeyi gerektirmektedir:
- Olgusal nedensellik: Failin hareketi, neticenin oluşması için zorunlu bir koşul muydu? (Conditio sine qua non)
- Hukuki nedensellik: Bu olgusal nedensellik ilişkisi hukuken anlamlı ve yeterli midir? (Uygun nedensellik / Objektif yüklenebilirlik)
TCK; nedensellik bağını açıkça tanımlamamıştır. Ancak m. 23’te yer alan “sebebiyet vermesi” ifadesi ve m. 22’deki öngörülebilirlik ölçütü; kanun koyucunun uygun nedensellik teorisine yakın bir anlayışı benimsediğini ortaya koymaktadır.

Nedensellik Teorileri – Karşılaştırmalı Analiz
Nedensellik Teorileri – Karşılaştırmalı Analiz
| Teori | Ana Ölçüt | Avantajı | Dezavantajı | Yargıtay |
|---|---|---|---|---|
| Şartların Eşitliği | Hareket olmasaydı netice gerçekleşir miydi? | Basit, nesnel | Çok geniş – silahı icat edeni dahi sorumlu kılar | Olgusal temel olarak kullanılır |
| Uygun Nedensellik | Bu hareket türü bu neticeyi doğurmaya genel olarak elverişli midir? | Aşırı genişlemeyi önler | Öngörülebilirlik ile taksiri karıştırma riski | Baskın teori |
| Etkin Sebep | Neticeyi meydana getiren en etkin kuvvet hangisidir? | Doğal sezgiye uygun | Vesile-sebep ayrımının belirsizliği | Bazı kararlarda başvurulur |
| Objektif Yüklenebilirlik | Fail izin verilmeyen bir risk mi yarattı, netice bu riskin gerçekleşmesi mi? | En adil sonuçlar | Teorik karmaşıklık | Zımni benimseme – giderek artan |
Şartların Eşitliği Teorisi (Conditio Sine Qua Non)
Failin hareketi, neticenin oluşması için zorunlu bir koşul (şart) ise; hareket ile netice arasında nedensellik bağı vardır.
Bu teori; “zihinsel eliminasyon yöntemi” olarak da adlandırılmaktadır. Hareket zihnen ortadan kaldırıldığında netice de ortadan kalkıyorsa; hareket neticenin zorunlu koşuludur ve nedensellik bağı kurulmuştur.
Eleştirisi
Şartların eşitliği teorisi; sorumluluk alanını tehlikeli biçimde genişletmektedir. Bu teoriye göre; ateşli silahı icat eden kişinin her adam öldürme olayından, silah ruhsatı veren makamın her cinayetten sorumlu tutulması gerekebilecektir. Zincirleme mantığın duracağı sınır bilinemez. Bu sakınca; teorinin yalnızca olgusal nedensellik saptaması için kullanılmasını ve sonrasında mutlaka uygun nedensellik ya da objektif yüklenebilirlik süzgecinden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Uygun Nedensellik Teorisi ve Yargıtay Uygulaması
Bir hareket; belirli türdeki neticeyi doğurmaya genel ve nesnel olarak elverişli ise uygun nedendir. Olağanüstü (atipik) ve öngörülmez neticeler nedensellik kapsamına alınmaz.
Uygun nedensellik teorisi ve şartların eşitliği; birlikte uygulandığında dengeli bir sonuç vermektedir. Yargıtay kararlarında açıkça “uygun nedensellik bağı” ifadesi kullanılmakta ve bu teorinin baskın konumda olduğu görülmektedir.
Uygun Nedensellik Teorisine Göre Kesilen Bağ Örnekleri
- Hafif yaralanması nedeniyle hastaneye kaldırılan kişinin, hastanenin yangınında ölmesi – yangın olağanüstü ve atipik bir olaydır; yaralayan kişi ölümden sorumlu tutulmaz
- Kazara hafif iten kişinin; mağdurun dengesini kaybederek yere çakılı bir taşa isabet etmesiyle yaralanması – Yargıtay CGK bu örnekte uygun nedensellik bağının olmadığını hükme bağlamıştır
Etkin Sebep Teorisi
Etkin sebep teorisi; birden fazla hareketin neticeye katkıda bulunduğu durumlarda en etkin ve belirleyici olanı sebep, diğerlerini vesile olarak nitelendirmektedir. Bu teorinin Türk hukukundaki önemi; özellikle taksirli suçlarda ve birlikte işlenen suçlarda kendini göstermektedir.
Yargıtay kararlarında etkin sebep teorisi; özellikle uyuşturucu satışlarından kaynaklanan ölüm davalarında uygulanmıştır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi; uyuşturucuyu hazırlayıp direkt enjekte eden ya da tek kullanımlık doz olarak satan kişinin hareketi ile ölüm arasında “uygun, yakın, doğrudan ve etkin nedensellik bağı” bulunduğunu; buna karşın toptan satan satıcı ile ölüm arasında bu nitelikte bir bağın kurulamayacağını belirlemiştir.
Objektif Yüklenebilirlik Teorisi ve Yargıtay
Objektif yüklenebilirlik (isnat edilebilirlik) teorisi; ceza hukukunda nedenselliği iki aşamada değerlendirmektedir:
- 1. Aşama – Olgusal nedensellik: Failin hareketi ile netice arasında nedensel bir bağ var mı? (Conditio sine qua non)
- 2. Aşama – Hukuki yüklenebilirlik: Netice; failin hareketinden kaynaklanan bir riskin gerçekleşmesi midir?
Bu teoriye göre fail; yalnızca aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesi halinde netice sebebiyle sorumlu tutulabilir:
- Failin davranışı hukuken izin verilmeyen bir risk yarattı ya da mevcut riski artırdı
- Bu risk; koruma normu tarafından önlenmeye çalışılan risk türüyle örtüşüyor
- Netice; bu riskin gerçekleşmesiyle ortaya çıktı (riskin gerçekleşmesi)
Yargıtay’ın Konumu: Yargıtay; objektif yüklenebilirlik teorisini doğrudan adlandırmamakla birlikte son kararlarında bu yaklaşımı zımni olarak benimsemektedir. Taksirli suçlarda “koruma normunun amacı”, “özen yükümlülüğünün kapsamı” ve “riskin gerçekleşmesi” gibi ölçütleri değerlendiren Yargıtay; özellikle tıbbi malpraktis, iş kazası ve trafik suçlarında bu teorinin işlevsel unsurlarını uygulamaktadır.
Nedensellik Bağının Kesilmesi – Üç Temel Hal
Nedensellik bağı; hareket ile netice arasına giren yeni ve bağımsız bir nedenin, önceki hareketin etkisini sona erdirmesi ya da ondan bağımsız biçimde neticeyi doğurması halinde kesilmektedir. Üç temel kesinti hali şöyle sıralanabilir:
| Kesinti Hali | Koşullar | Yargıtay Tutumu |
|---|---|---|
| Üçüncü kişi müdahalesi | Sonraki müdahale öngörülemez, bağımsız ve ağırlıklı nedendir | Tıbbi hata genellikle kesmez; kasıtlı öldürme keser |
| Mağdurun kendi kusuru | Tedaviyi reddetme, kendi dikkatsizliği | Genellikle kesmez; atipik olgularda tartışmalı |
| Mücbir sebep | Öngörülemez, karşı konulamaz harici etken (deprem, doğal afet) | Keser – failin kontrolü dışındadır |
Üçüncü Kişinin ve Tıbbi Hatanın Nedenselliğe Etkisi
Üçüncü kişinin veya mağdurun kusurunun nedenselliğe etkisi; özellikle yaralama eyleminin ardından tıbbi hata nedeniyle ölümün gerçekleştiği davalarda kritik önem taşımaktadır.
Tıbbi Hata ve Nedensellik Bağı – İki Senaryo
1. Senaryo: Tıbbi Hata Sıradan/Öngörülebilir Türdeyse
Yargıtay’ın baskın görüşü şöyledir: Yaralama eylemi olmasaydı kişi hastaneye gitmeyecek, dolayısıyla tıbbi hataya maruz kalmayacaktı. Dolayısıyla yaralama; ölümün zorunlu koşuludur ve uygun nedensellik teorisi çerçevesinde tıbbi hatanın müdahalesi nedensellik bağını kesmez. Fail; ölüm neticesiyle sorumlu tutulabilir.
2. Senaryo: Tıbbi Hata Olağanüstü ve Ağır Türdeyse
Tıbbi müdahalenin asıl yaralanmadan tamamen bağımsız ve öngörülmez bir ölüm nedeni oluşturduğu istisnai hallerde; başka bir deyişle yaralanmanın iyileşebileceği ancak tıbbi müdahalenin ek ve bağımsız bir ölüm nedenine dönüştüğü hallerde Yargıtay; nedensellik bağının kesilebileceğini kabul etmektedir.
Yargıtay’ın Genel Tutumu: Tıbbi hata ile ölüm arasındaki ilişkide Yargıtay; “failin hareketi olmasaydı mağdur bu duruma düşmeyecekti” mantığından hareketle nedensellik bağını genellikle kesmemektedir. Ancak tıbbi hatanın müstakil ölüm nedeni oluşturduğunun somut ve bilimsel olarak kanıtlandığı istisnai davalarda farklı sonuçlara hükmedilmektedir.
Mağdurun Kusurunun Nedenselliğe Etkisi – Tedaviyi Reddetme
Mağdurun kendi kusurunun veya bilinçli kararının nedensellik zinciri üzerindeki etkisi; Türk ceza hukukunun tartışmalı meselelerinden biridir.
Tedaviyi Reddetme
Yaralanan kişinin dini inançları veya kişisel tercihleri nedeniyle hayat kurtarıcı tedaviyi reddetmesi ve ölmesi halinde nedensellik bağı kesilir mi? Yargıtay’ın tutumu şu yönde gelişmiştir:
- Mağdurun tedaviyi reddetmesi; aynı zamanda failin hareketi olmadan söz konusu olmayacağından nedensellik zinciri bütünüyle kesmez
- Bununla birlikte; tedaviyi reddetmenin ölüm için müstakil ve belirleyici neden olduğu durumlarda cezanın belirlenmesinde bu husus dikkate alınabilmektedir
- Akademik öğretide; mağdurun iradi ve bilinçli kararının failin hareketinden bağımsız bir nedensellik silsilesi başlatacağı ve bağı kesmesi gerektiği görüşü savunulmaktadır
Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlarda Nedensellik (TCK m. 23)
Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlarda nedensellik; TCK m. 23 kapsamında özel bir değerlendirmeyi gerektirmektedir. Bu madde; failin kastının ötesinde gerçekleşen ağır netice bakımından sorumlu tutulabilmesi için en azından taksirin varlığını aramaktadır.
Örnek: TCK m. 87 – Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama
Fail; mağduru kasten yaralar. Ancak yaralama sonucunda mağdur; failin öngörmediği ölüm gibi ağır bir neticenin mağduru olur. TCK m. 23 ve m. 87 çerçevesinde değerlendirme şöyle yapılmaktadır:
- Yaralama ile ağır netice (ölüm) arasında nedensellik bağı var mı?
- Fail; bu ağır netice bakımından en azından taksirle mi hareket etti? (Öngörülebilir miydi?)
Her iki sorunun yanıtı evet ise; failin öldürme kastı olmasa da ağırlaştırılmış yaralama hükümleri çerçevesinde daha ağır ceza verilir. Bu; saf nedenselliği değil, nedensellik bağının taksirli kulpuyla birleşimi olarak değerlendirilen hibrit bir sorumluluk modeli oluşturmaktadır.
Kasten yaralama, malpraktis veya iş kazası davalarında nedensellik bağı sorunu mu yaşıyorsunuz? İstanbul ceza avukatı ekibimizle değerlendirin.
Taksirli Suçlarda Nedensellik Bağı ve Kusur İlişkisi
Taksirli suçlarda nedensellik bağı ve kusur; birbirine karıştırılma riski taşıyan iki ayrı değerlendirme alanıdır. Yargıtay CGK; bu iki unsurun birbirinden ayrı tutulmasını emredici biçimde hükme bağlamıştır.
Taksirli Suçlarda Nedensellik Bağı İçin İki Koşul
- Olgusal nedensellik: Özen yükümlülüğüne uygun davransaydı netice gerçekleşmeyecekti
- Uygun nedensellik: Bu tür ihmal, bu tür neticeyi doğurmaya genel olarak elverişlidir
Taksir ile Nedensellik Arasındaki İnce Sınır
Yargıtay kararlarında vurgulanan kritik nokta şudur: Özen yükümlülüğünün ihlal edilmesi; tek başına nedensellik bağını kurmaz. Buna ek olarak; bu ihlalin doğrudan ve olağan sonucu olarak neticenin gerçekleşmesi aranmaktadır. Aksi halde kusur var ama nedensellik bağı yok sonucuna ulaşılabilmektedir.
Disiplinler Arası Ekip Çalışması – Güven İlkesi
Ameliyat ekibi, inşaat şantiyesi veya hava araçları gibi çok aktörlü taksir davalarında Yargıtay; “güven ilkesi”ni nedensellik bağı ve kusur değerlendirmesinde belirleyici ölçüt olarak benimsemiştir. Her aktör; yalnızca kendi uzmanlık alanındaki özen yükümlülüğüyle bağlıdır ve diğerlerinin doğru davranacağına güvenmek hakkına sahiptir.
Tıp Hukukunda Malpraktis ve Nedensellik Bağı
Tıp hukukunda malpraktis nedensellik bağı; ceza hukuku içindeki en teknik ve uzman görüşüne en bağımlı meselelerden biridir. Doktorun hatası ile hastanın zarar görmesi ya da ölmesi arasındaki nedensellik bağı; yalnızca tıp biliminin verileriyle saptanabilmektedir.
Nedensellik Bağının İspatı – ATK Raporu
Tıp hukukunda nedensellik bağı; Sağlık Bakanlığı Adli Tıp Kurumu raporu veya üniversite hastanelerinden alınan akademik bilirkişi raporu ile ispatlanmaktadır. Bu raporlarda şu sorulara yanıt aranmaktadır:
- Doğru teşhis yapılsaydı/doğru tedavi uygulanmış olsaydı hasta kurtarılabilir miydi?
- Hayatta kalma oranı ne oranda artacaktı?
- Yapılan müdahale tıbbi standartlarla çelişiyor muydu?
- Söz konusu hata ile zarar arasında tıbbi nedensellik kurulabilmekte midir?
Yargıtay’ın Nedensellik Yüzdesi Tutumu
Doğru tedavi yapılsaydı hastanın kurtulma ihtimalinin yüzde ellinin üzerinde olduğunu gösteren raporların varlığında Yargıtay; genellikle nedensellik bağının kurulduğunu kabul etmektedir. Yüzde ellinin altında kalan kurtulma olasılıklarında ise bağın varlığı daha tartışmalı hale gelmektedir.
İş Kazasında Nedensellik Bağı – İşçinin Kural İhlaline Etkisi
İş kazasında işverenin iş sağlığı ve güvenliği (İSG) önlemlerini almamış olması ile kazanın gerçekleşmesi arasındaki nedensellik bağı; Türk ceza uygulamasında sıkça gündeme gelen bir meseledir.
İşçinin Kural İhlaline Etkisi
İşçinin kendi kural ihlali (emniyet kemeri takmama, kask giymeme, yasak bölgeye girme gibi) nedensellik bağını bütünüyle kesiyor mu? Yargıtay’ın tutumu kesindir:
- İşçinin kural ihlali; işveren ile kaza arasındaki nedensellik bağını bütünüyle kesmez
- İşveren; İSG önlemlerini almamış olmak nedeniyle nedensellik bağı çerçevesinde sorumlu kalmaya devam eder
- İşçinin kusuru; taksir derecesinin belirlenmesinde ve birlikte kusur değerlendirmesinde dikkate alınır
- Birlikte taksir halinde her iki tarafın kusur oranı; bilirkişi tarafından belirlenerek ceza hesabında gözetilir
İSG Uygulamasının Önemi: İşveren; işçiye tüm İSG eğitimlerini verdiğini, gerekli kişisel koruyucu donanımları temin ettiğini ve denetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini kanıtlayabilirse; nedensellik bağının kırılması ya da en azından taksir derecesinin hafiflemesi bakımından önemli savunma argümanları oluşturabilir. Bu nedenle İSG belgelerinin eksiksiz tutulması; işverenin ceza sorumluluğu açısından kritik önem taşımaktadır.

Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararları
Özet Tablo
| Konu | Özet |
|---|---|
| Nedensellik bağı – temel soru | Hareket olmasaydı netice gerçekleşir miydi? + Bu tür hareket bu tür neticeye yol açmaya elverişli midir? |
| Şartların eşitliği teorisi | Olgusal nedenselliği saptar; tek başına yeterli değil – süzgeç gerektirir |
| Uygun nedensellik teorisi | Yargıtay’ın baskın teorisi; atipik neticeler kapsamı dışında |
| Objektif yüklenebilirlik teorisi | Modern teori; izin verilmeyen riskin gerçekleşmesi – Yargıtay zımni benimseme |
| Tıbbi hata ve nedensellik | Genellikle kesmez; olağanüstü hatada tartışmalı |
| Tedaviyi reddetme | Yargıtay’a göre kesmez; öğretide tartışmalı |
| İşçinin kural ihlali | Kesmez; birlikte taksir değerlendirmesi yapılır |
| TCK m. 23 netice sebebiyle ağırlaşmış suç | Hem nedensellik bağı hem taksir zorunlu |
| Taksirli suçlarda nedensellik | Özen yükümlülüğü ihlali + neticenin olağan ve öngörülebilir sonuç olması |
| Yasal düzenleme | TCK m. 23 – mevzuat.gov.tr |
Sıkça Sorulan Sorular
Ceza hukukunda nedensellik bağı illiyet bağı; failin gerçekleştirdiği hareket ile suçun kanuni tanımında yer alan netice arasındaki neden-sonuç ilişkisini ifade eder. Bir suçun oluşabilmesi için yalnızca hareketin yapılması yetmez; bu hareket ile ortaya çıkan netice arasında kesintisiz ve uygun bir nedensellik bağının bulunması zorunludur. Nedensellik bağı yoksa fail; netice sebebiyle sorumlu tutulamaz. Türk ceza hukukunda Yargıtay; hem olgusal (şartların eşitliği) hem hukuki (uygun nedensellik) değerlendirmeyi birlikte uygulamaktadır.
Bu; Türk ceza hukukunun en tartışmalı meselelerinden biridir. Yargıtay’ın baskın görüşüne göre; yaralama olmasaydı kişi hastaneye gitmeyecek, dolayısıyla tıbbi hataya maruz kalmayacaktı. Bu nedenle ilk yaralama hareketi ile ölüm neticesi arasındaki nedensellik bağı; olağan tıbbi hatalarda genellikle kesilmiş sayılmaz ve fail ağır sonuçtan sorumlu tutulabilmektedir. Ancak tıbbi hatanın olağanüstü nitelikte olduğu ve yaralanmadan tamamen bağımsız bir ölüm nedeni oluşturduğu istisnai hallerde farklı bir değerlendirme yapılabilmektedir. Bu sorunun yanıtı; somut dava koşullarına, ATK raporuna ve bilirkişi değerlendirmesine bağlıdır.
Yargıtay’ın baskın içtihadına göre bu durum nedensellik bağını kesmez. Mağdurun kendi kararıyla tedaviyi reddetmesi; failin hareketinin neticenin zorunlu koşulu olmaktan çıkmasına yol açmamaktadır. Hareket olmasaydı kişi tedaviyi reddedecek konuma dahi girmeyecekti. Bununla birlikte öğretide; mağdurun iradi ve bilinçli kararının failin hareketinden bağımsız bir nedensellik silsilesi başlattığı ve bağı kesmesi gerektiği görüşü de savunulmaktadır. Bu mesele; somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.
Taksirli suçlarda nedensellik bağı ve kusur için iki ölçüt birlikte aranmaktadır: birincisi, failin özen yükümlülüğüne uygun davransaydı netice gerçekleşmeyecekti; ikincisi, bu netice failin davranışının olağan ve öngörülebilir sonucu olmalıdır. Yargıtay CGK kararlarında vurgulanan kritik nokta şudur: özen yükümlülüğünün ihlal edilmesi tek başına nedensellik bağını kurmaz; neticenin bu ihlalin doğal ve olağan sonucu olması da ayrıca aranmaktadır.
Tıp hukukunda malpraktis nedensellik bağı; Sağlık Bakanlığı Adli Tıp Kurumu raporu veya üniversite hastanelerinden alınan akademik bilirkişi raporu ile ispatlanmaktadır. Raporun; doğru teşhis veya tedavi yapılsaydı hastanın yaşama olasılığının ne kadar olacağını ortaya koyması kritik öneme sahiptir. Yargıtay; hayatta kalma ihtimalinin yüzde ellinin üzerinde olduğunu gösteren raporlarda nedensellik bağının varlığını genel olarak kabul etmektedir. Bu süreç; bilirkişi raporuna itiraz hakkı ve karşı uzman görüşü alınmasını da kapsamaktadır.
Objektif yüklenebilirlik (isnat edilebilirlik) teorisi; nedensellik bağının olgusal olarak saptanmasının ardından neticenin faile hukuken yüklenip yüklenemeyeceğini ayrıca inceleyen modern bir yaklaşımdır. Bu teoriye göre fail; yalnızca izin verilmeyen bir risk yaratmış veya mevcut riski artırmış ve netice bu riskin gerçekleşmesinden doğmuşsa sorumlu tutulabilir. Yargıtay; bu teoriye doğrudan atıfta bulunmamakla birlikte son kararlarında bu yaklaşımı kısmen benimsemiş; özellikle taksirli suçlarda ve iş kazalarında neticenin faile yüklenebilirliğini ayrıca sorgulamaya başlamıştır.
Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre; işçinin kendi kural ihlali (kask giymeme, emniyet kemeri takmama vb.) ile iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan işveren arasındaki nedensellik bağı bütünüyle kesilmemektedir. İşçinin kusuru; nedensellik bağını sona erdirmez; ancak taksir derecesinin belirlenmesinde ve cezanın takdirinde birlikte kusur çerçevesinde dikkate alınır. Her iki tarafın kusur oranı bilirkişi tarafından belirlenerek oransal sorumluluk saptanmaktadır.
Yazarlar Hakkında
Bu içerik, AEK Hukuk bünyesindeki avukatlar tarafından hazırlanmış ve mesleki uzmanlık çerçevesinde denetlenmiştir.
Ceza Hukukunda Nedensellik Bağı Sorunlarında Yanınızdayız
Tıbbi hata, iş kazası, yaralama sonrası ölüm veya netice sebebiyle ağırlaşmış suç davalarında nedensellik bağı değerlendirmesi ve savunma stratejisi için deneyimli ekibimizle iletişime geçin.